Duyduğum ilk an kulaklarıma inanamadım. Önce TRT’nin haber bültenlerinde ülkesindeki çatışmadan kaçan Makedonların Türkiye’ye geldiğini ve sayılarının da 9 bine yaklaştığını öğrendim. Aynı haber TRT dilini kullanan başka radyolardan da tekrar edildi. Makedonlar Türkiye’ye gelmişti…
Cumhurbaşkanı Sezer, MGK toplantısında Ecevit’i yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemekle eleştirince Başbakan Kurul toplantısını terk etti. Ardından Başbakan, Cumhurbaşkanının kendisine saygısızca ifadelerde bulunduğunu bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklamasıyla kızılca kıyamet koptu. Tepede başlayan “devlet krizi”, piyasaları allak bullak etti. Ekonominin bütün göstergeleri dibe vurdu.
Sonu gelmez bir trajediyi izler gibiyiz. Ülkenin gündemi sık aralarla ve birbiriylealakası olmayan uçlara seri biçimde savrulup gidiyor. Sanki kolektif bilinç altımız acıdan haz alan mazoşist eğilimlerini geliştiriyor. Türkiye’nin geldiği noktada onca güncel ve tarihisel mesele yığılmış vaziyette bekler ve ekonomik sıkıntıların pençesinde sıradan insan kan ağlarken sonunu getiremeyeceğimiz boş tartışmaların içine sürüklenip durmaktayız.
MGK, ülkenin en saygın, en dikkat çekici ve en üst devlet organıdır. Sayısız tartışmanın konusu olmuş, ağır biçimde eleştirilmiş, hatta bazılarınca demokrasinin önündeki engel sayılmıştır. Ama bu kurulun ağırlığı ve saygınlığından ne iç ne dış kamuoyunda şüphe duyulmamıştır. Kurul toplantıları ve kararları büyük bir dikkatle beklenmiş ve izlenmiştir.
Fransa’nın kabul ettiği Ermeni Yasası, Türkiye’de büyük tepki uyarmakta ve uyandırmaya devam edecektir. Gösterilecek tepkilerin kapsamı ve biçimi, karşı karşıya kalınan ağır ithamı ya pekiştirecek ya da suçlamaları geçersiz kılacak pozitif bir işlev görecektir.