Tarayıcınız (Internet Explorer 6) güncel değil. Güvenlik ayarlarında sorunlar oluşmakta, bu ve diğer sitelerde may bütün özelliklerin görüntülenmesine mani olabilmektedir. Tarayıcınızı nasıl güncelleyeceğinizi öğrenmek için tıklayın.
X
  • Robert L. Bartley

Robert L. Bartley

13 Mart 2001


DERVİŞ LİRA, PESO MARIACHI

Çev: A. Altay Ünaltay

ABD Hazine Bakanı Paul O’Neill, okuduğuma göre, son büyük IMF yardım harekatındaki başarısızlıktan kimin sorumlu olduğunu bilmek istiyormuş. Flaş haber Sayın Bakan, ama sorumlu sizsiniz. Dünyanın tek süpergücünün finans şefi olarak dünya ekonomisini gözetmek de sizin işleriniz arasında.

  • Facebook
  • Tumblr
  • Twitter

Bakanlığınızın bu konuyla ilgili dairesi de şüphesiz Uluslararası Para Fonu. Fonunuz, 1994-95’te Meksika, 1997’de Endonezya ile Kore ve 1998’de Rusya’daki başarısızlıklardan sonra şimdi de Türkiye’de topu taca attı. Hernekadar yerel politikacıların açtığı zararları gidermesi herzaman IMF’den beklenmese de, uzun başarısızlıklar listesi onun yanlış reçeteler verdiğini gösteriyor; örneğin bütçe açıklarını vergileri artırarak kapamak ve devalüasyona karşı önyargılar taşımak gibi.

IMF Türkiye’ye lirasını “dalgalandırmasını” söylediğinde değerinin %30 düşmesi çok normaldi. Sayın O’Neill hemen kararı desteklediğini alelacele bir basın açıklamasıyla duyurdu; zaten buna bal gibi mecburdu. Ancak haber bültenlerimiz “bir yüksek düzey Hazine bürokratının” şöyle sorduğunu da iletti: “Acaba Türkiye’ye dün değil, 6 ay önce farklı ne yapabilirdik?” İşte doğru soru.

Liradaki hastalık şimdilik başka paralara da sıçramadı; ama Arjantin geçen Cuma maliye bakanı Jose Luis Machinea’nın istifasıyla titredi. Herşey domino taşları gibi ardı ardına yıkılacak olmasa bile Türkiye’deki istikrarsızlık az etki yapmayacaktır.

Türkiye Bizans’tan beridir canlı bir siyasi kavşak üzerindedir; bu bugün de sürüyor. Türkiye’nin Suriye, Irak, İran ve eski Sovyet Kafkasyası’yla sınırları var. Petrolde nasipsiz ise de Orta Doğu’nun diğer kıymetli sıvısı olan su açısından zengin. En önemlisi İslam dünyasının en başarılı demokrasisi ve tek laik ülkesi. Uzun süredir güvenilir bir NATO üyesi; ABD uçakları bugün İncirlik hava üssünden kalkarak Saddam Hüseyin’in karşısına çıkıyorlar. Avrupa’nın Türklere 1683’te Viyana kapıları önünden kalma küskünlüğüne rağmen, eğer Türkiye AB’ye girme gayretlerinde başarılı olsaydı ve Lira Euro’ya dahil olsaydı, Dünya bugün daha rahat ve emin bir yer olurdu.

Artık bu ümitler için geç kalındı. Son devalüasyonla Türkiye’nin enflasyonu AB’ye giriş için gerekli %3 kriterinden çok üçlü hanelere yakın. Enflasyon amansız bir vergi; yeni doluşmaya başlamış bir orta sınıfın birikimlerini ve umutlarını silip süpürüyor ve her türden demagog ve aşırılıkçıya yol açıyor. Türkler tarihten beridir sabırlı insanlar; ve kendi hayat standartlarında bir düşüşü daha atlatırlar. Son yıllarda fundamentalist İslam giderek büyüyor ve, kendini Kemal Atatürk’ün laik inançlarının koruyucusu gören Türk ordusu bundan büyük sıkıntı duyuyor. Yeni kargaşaların, işkence ve insan hakları konusunda yeni anlaşmazlıkların çıkacağını görmek zor değil. Ama genelde Türkiye mali ve siyasi istikrarsızlık açısından çok tehlikeli bir yer – belki de ABD ile 2000 millik bir sınırı olan Meksika’dan hemen sonra ikinci bir potansiyel “sıcak nokta”.

Olaylar gelişirken, ben onları Alamos, Meksika’da uzak bir köydeki yıllık bir gayrıresmi toplantıda izliyordum. Konu yeni bir Türkiye 2001 ya da daha doğrusu yeni bir Meksika 1994’le karşılaşmadan 6 ay önce neler yapılması gerektiği idi. 1800’lerden önce gümüş madenciliği yapan öncülerin inşa ettiği ve sonradan restore edilmiş çiftlik evlerinde 1993’ten beri Alamos Toplantıları yapılıyor. Toplantıları iki UCLA’lı () “delikanlı” yönetiyor; biri Clay La Force, Anderson İşletme Okulu onursal dekanı, diğeri Arnold Harberger, daha önceleri başka üniversitedeydi, şimdi Latin Amerika’ya dağılmış “Chicago Okullu çocuklardan” sorumlu.

Topluluk serbest pazarcı ve yükselen ekonomiler için istenen reçeteler sağlam para, daha az devlet, serbest ticaret, deregülasyon ve (tekel oluşturmadan) özelleştirme etrafında toplanıyor. Ancak sabit kura karşı dalgalanan kur konusunda Prof. Harberger, “galiba bu tartışmayı hiç bitiremeyeceğiz” diyor.

Bu yıl toplantıda konuşan Nobel ödülü sahibi Robert Mundell, dalgalanan kurun bir politika değil politikasızlık olduğuna dikkat çekiyor. Konu gelişen bir ülkenin merkez bankasının para politikasında, daha gelişmiş bir komşusunun parasını nirengi işareti almıyorsa neyi alacağıdır. Normalde şu ya da bu endekse göre ölçülen enflasyon esas alınır.

“Dalgalanmacı” bakış açısından da Prof. Harberger, sabit kurun, savunucularının iddia ettiği avantajları taşıdığını teslim ediyor. Örneğin Euro, döviz piyasasında yarattığı sıkıntılara rağmen, ülke ekonomilerini daha etkin hale getirmiş ve Avrupa’yı çok daha güçlü bir ekonomi yapmıştır. Ama sabit kurlar “sizi negatif şoklardan korumaz”. Biraz etkinlikten fedakarlığın gerektiğini söyleyen Prof. Harberger sözlerini “bir sigorta poliçesi için harcama yapmak daha akıllıca” diye bağlıyor.

“Sabit kurcular” tarafından Bay Mundell, sabit kurun “daha hızlı ve daha iyi, ama daha riskli bir araba” olduğunu kabul ediyor. Sabit kur özellikle politikacılar için daha zor bir yük. Bir Meksikalıya göre “bizdeki krizlerin çoğunun kaynağı kendi içimizdedir.”

Meksika kendi krizini denetim altına aldıktan sonra hedeflediği enflasyon rakamlarına ulaşmakta başarılı oldu. Rusya krizi sırasında Peso, Dolar = 11 Peso seviyesinin altına düştü ama Ocak’a dek 9,67’ye doğru toparlandı. Geçen yıl Meksika enflasyonu %8,9 idi; bu yıl hedef %6,5 ve 2003 yılında da Dolar enflasyon düzeyi hedefleniyor.

Bay Mundell, Meksika’nın Peso’yu kuvvetli tutmakta çok başarılı olmasının başka bir çöküntüyü getireceğinden endişeli. Bunun anlamı ABD enflasyon değerlerinin Meksika için çok uygun olmadığı, çünkü Meksika’da ücretlerin ABD’ninkine eşitleneceğidir. İstikrar ve bütünleşmenin sonraki aşamasında Meksika kur oranını hedefleyip, enflasyonu sineye çekse daha iyi olacaktır. Eğer yeni bir kriz çıkarsa, Bay Mundell kur oranını şimdikinden biraz daha düşükte tutmayı öneriyor. 1994’te, Meksika’nın “dalgalanmadan” önceki 3.4 oranı yerine kuru 4.2’de tutmasını öneriyordu; 1995’te 7.68 oranı geçildi.

1954’ten 1976’ya dek Meksika sabit bir kur sistemi benimsedi (eski Peso’da 1000, yeni Peso’da 12.5). Şimdi, Bay Mundell’e göre Meksika “tekrar istikrara giden yolu öğrenmelidir.” Daha iyi yönetim, Nafta’nın teşviki ve gerçek demokrasi ile Meksika hiç olmazsa yolun yarısından çoğunu aldı. Belki Türkiye de, şimdiki krizinden başlayarak, yolu öğrenebilir.

Robert L. Bartley Wall Street Journal’ın editörüdür. Köşe yazısı Pazartesileri gazetede ve OpinionJournal.com’da yayınlanır.

  • Facebook
  • Tumblr
  • Twitter
429 Defa Okundu