ENFLASYON, EKONOMİ, FUKARA MEHMET VE OSMAN AĞA
Kara Çarşamba ve ondan sonra yaşanan ekonomik gelişmeler ekonomimizin ne kadar “emin ellerde” olduğunu cümle aleme gösterdi. Bu krizin belki de tek olumlu tarafı, uygulanan ekonomik programın muhtemel başarısı hakkındaki bütün tartışmaları ve şüpheleri bitirecek olmasıdır. Artık neyin çok açık olduğunu da söylemeye gerek olmasa gerek.
Nedense son yaşananlar bu satırların yazarına bir halk kıssasını hatırlattı:
Birgün köyün ağası Osman Ağa ile en yoksulu fukara Mehmet köyden kasabaya iniyorlarmış. Ağa eşek üstünde, kıyafeti iki dirhem bir çekirdek, cebinde altın köstekli saati. Fukara Mehmet’in yırtık pırtık çulları üstünde, dağarcığı omuzunda, eşeğin yanında yürür.
Hava sıcakmış; fukara Mehmet dertli ve suskun; ağanın bir müddet sonra bu seyahatten canı sıkılmış. Sağa sola bakınırken yolun ilerisinde taze bir mayıs (manda pisliği) gözüne ilişmiş. Birden aklına bir fikir gelmiş: “Mehmet,” demiş, “bu mayısı yersen eşeğim de, kıyafetim de, altın kösteğim de senin.”
Mehmet durmuş, taze mayısa bakmış; üzerinde kara sinekler uçuşan mayısı bir müddet süzmüş. Şimdi ne yapsın bu yenecek bir şey değil; ama öte yandan ağanın eşeği var; kıyafeti var, altın kösteği var. Uzatmayalım, bunları düşüne düşüne zor bela da olsa mayısı yemiş. “Ben işimi yaptım, sıra sende ağam,” demiş ayağa kalkıp. Ağa bu olanlara çok bozulmuş; ama ağalık bu sözünden dönmek olmaz; söz verilen fukara Mehmet de olsa.
Ağa Mehmet’in yırtık pırtık çulunu giymiş; dağarcığını omuzuna koymuş; Mehmet ağanın kıyafetlerini keyifle giyinmiş; altın kösteği cebine yerleştirmiş; eşeğin üstüne kurulmuş. Yola devam etmişler.
Ağa kasabada pek ortada görünmemiş; bir kısım işlerini de Mehmet’e ısmarlayıp yaptırmış; derken geri dönüş saati gelmiş.
Issız yolda köye doğru giderken ikisini de bir düşünce almış. Ağa saçma bir bahis yüzünden düştüğü hali düşünür, “köye bu kılıkta girersem köylü bana neler demez; ağasını alaya almaz mı,” diye düşünürmüş. Mehmet ise ağasının kendine yaptığını bir türlü hazmedemiyormuş. Derken ileride yolun üstünde yine bir taze mayıs gözlerine ilişmiş.
“Ağam,” demiş Mehmet, “bu mayısı yersen bütün aldıklarım yine senin.” Ağa düşünmüş taşınmış; üzerinde sinekler uçuşan mayısı bir süzmüş; çare yok. Oturmuş mayısı bir güzel yemiş.
Kıyafetlerini ve eşeği tekrar değişen yolcular derin bir sessizlik içinde yollarına devam etmişler; nihayet uzaktan köy görünmüş. Mehmet durmuş, köye bakmış sonra ağasına bakmış, “ağam,” demiş. “Biz bu köyden çıkarken bende bu çullarla dağarcık, sende bu güzel kıyafet, altın köstek, altında eşek var mıydı?” “Evet,” demiş ağa. “Şimdi köye dönerken bende bu çullarla dağarcık, sende bu güzel kıyafet, altın köstek, altında eşek var mı?” – “Var,” demiş ağa. “Ağam,” demiş Mehmet, “biz bu b..u niye yedik?”
Kıssadan hisse: Resmi rakamlara göre enflasyonla mücadele programı başlamadan önce bu ülkede %65 enflasyon vardı. Yine resmi rakamlara göre programın uygulanması sonucu bu sene %35 enflasyon olmuş. Kara Çarşamba ve onu takip eden iki gün içinde TL %30 değer kaybetti. Eklerseniz eder mi %65? Sahi biz bu programı niye yedik?


