ESTABLISHMENT VE OLİGARŞİ: TÜRKİYE’NİN YENİLENME KAVGASI
Cumhurbaşkanı Sezer, MGK toplantısında Ecevit’i yolsuzlukların üzerine gidilmesini engellemekle eleştirince Başbakan Kurul toplantısını terk etti. Ardından Başbakan, Cumhurbaşkanının kendisine saygısızca ifadelerde bulunduğunu bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklamasıyla kızılca kıyamet koptu. Tepede başlayan “devlet krizi”, piyasaları allak bullak etti. Ekonominin bütün göstergeleri dibe vurdu.
Ekonomik kriz, hükümetin yürüttüğü istikrar programının yeniden ele alınması ve Türk lirasının serbest dalgalanmaya bırakılmasıyla şimdilik engellenmiş oldu. Ancak her zaman olduğu gibi meydana gelen krizin faturası Türk halkının omuzlarına yeni yük olarak bindirildi. Önümüzdeki günlerin Türkiye için tahminlerin ötesinde sıkıntılı geçeceği ve beklenmedik krizlerin her an kapımızı çalabileceği görünüyor. Millet olarak karanlık bir tünelin içindeyiz. Tünelin ucunda ışık görünmüyor.
Yaşanan kriz, Türkiye’nin temel krizinin bir yönetim ve siyaset krizi olduğunu bir kez daha ispat etmiştir.
Ülkemiz uzun zamandır kötü yönetilmenin ve kırılgan siyasetinin faturalarını ödemektedir. Siyaset ve yönetim alanı kapsamlı, derin ve kalıcı bir yeniden yapılanmadan geçmeden sık aralarla tekrar eden iktisadi ve sosyal çalkantılardan kurtulamayacağız.
Altını çizebileceğimiz diğer bir gerçeğimiz demokratik siyasal alternatiflerimizin bittiğidir. Hükümeti değiştirecek ve yerine yeni bir hükümet modelini oluşturacak parlamenter seçenekler tükenmiştir.
Birbiri peşi sıra ortaya çıkartılan yolsuzlukların içinde ucu hükümete dokunan dosyalar hakkında bir sessizlik havası sürüp gidiyor. Beyaz enerji ve kamu bankalarındaki yolsuzlukların soruşturulması koalisyon hükümetine takıldı.
MGK toplantısındaki gerilimi tetikleyen de bu iki kritik yolsuzluk konusunun Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirilmesi oldu. Cumhurbaşkanının eleştirisinin içeriği değil, biçiminden rahatsızlık duyuldu. Ecevit tarafından kamuoyuna açıklanan gerilimin merkezinde bu yolsuzluk iddialarının soruşturulması için Cumhurbaşkanınca Devlet Denetleme Kurulu’nun harekete geçirilmesi isteği bulunmaktadır. Başbakan ve koalisyon hükümeti böyle bir talebe karşı direnmektedir. Ecevit rahatsızlığını, “denetimin denetimi olmaz” sözüyle açıklamıştı.
Ecevit, basın açıklamasıyla kamuoyuna mal ettiği kavgasında kendine haklılık üretebilmek için Cumhurbaşkanını “hükümet darbesi” hazırlamakla suçluyor. Ecevit’in iddiası örtük olarak askeri de hedef alıyor. Ecevit, “en iyi savunma, saldırıdır” taktiğini kullanarak el çabukluğu ile darbeyi önleyen demokrasi kahramanı da oluvermektedir. Oysa Başbakan olmadık mazeretler üretmek yerine Denetleme Kurulu’nun harekete geçirilmesine destek verebilirdi. Bu daha kısa ve kamuoyunu da tatmin edecek bir yol olurdu.
Başbakanın gösterdiği telaş, Cumhurbaşkanının “batak üzerinde oturuyorsunuz” eleştirisine ister istemez hak verdirmektedir.
Yapılan kamuoyu araştırmaları halkın desteğinin Cumhurbaşkanından yana olduğunu göstermektedir. MGK’nın omurgasını oluşturan askeri kanadın da şimdilik sessizce olayları izliyor görünmekle birlikte Cumhurbaşkanından yana tavır alması beklenmelidir. Beyaz Enerji Operasyonu zaten asker ile hükümeti karşı karşıya getirmiştir. Askerin, bu pozisyonundan geri adım atması olasılık dışıdır.
Türkiye’nin belli başlı etkin aktörleri bu son hadisenin de gösterdiği gibi hızla ayrışmaktadır. Cumhurbaşkanı/Halk ve Genelkurmay ile hükümet ve hükümetin ilişkide bulunduğu oligarşik çevreler arasında karşılıklı mevziler kazılmaktadır. Lester Throw’un tarifiyle “establishment(yerleşikler)” ile “oligarşi” arasındaki kavga hızlanmaktadır. Çatışma, yatışmayacak, tırmanacaktır.
Lester Throw’un tarifiyle “establishment(yerleşikler)” ile “oligarşi” arasındaki kavga hızlanmaktadır. Çatışma, yatışmayacak, tırmanacaktır.
Bundan sonra Cumhurbaşkanı/Genelkurmay ve Halk çizgisinde yenilenme ve temizlenme inisiyatifi gelişecek; gelişen bu inisiyatif oligarşiyi (siyasi ve iktisadi kanatlarıyla) hedef aldıkça yeni krizler patlak verecektir. Kriz, Türkiye’nin kendi küllerinden doğuşu için fırsatlar yaratmaktadır.


