IMF, KENDİNİ DÜZELT
Çev: A. Altay Ünaltay
Bretton Woods konferanslarında Uluslararası Para Fonu IMF’in kuruluşunun 50. Yıldönümünde artık IMF’in “(üye ülkelerin) ödemeler dengesindeki bozuklukları düzeltme ve aynı zamanda ulusal ve uluslararası zenginliği koruma görevini” ne derece yerine getirdiğini sormanın zamanı geldi. Sorunun cevabı, fonun başarı notunun, en iyimser değerlendirmeyle vasat olduğudur. Artık toparlanma zamanı geldi.
IMF’nin temel sorununu anlamak için en iyisi onu bir ABD iflas mahkemesiyle kıyaslayalım.
Macy (1) 1992′de iflas ettiğinde üç şeye ihtiyacı vardı: Borçlarının ertelenmesi, yeniden yapılanmaya kadar açık kalabilmek için yeni işletme kredileri ve işkolu değişiklikleri ile bütçe kalemlerinde değişiklikleri de kapsayan bir yeniden yapılanma planı. İflas masasına dilekçe yazılır yazılmaz borç ertelemesi otomatik olarak devreye girdi. 600 milyon Dolarlık yeni işletme sermayesi dosya işleme konduktan üç hafta sonra sağlandı; buna karşılık kredi verenlere borç ödemeleri başladığında öncelik verilmişti. Federallerin Macy faaliyetlerine el koymasıyla yeniden yapılanma hemen başladı ve başarıya sonuçlandırıldı.
Burada birkaç noktaya dikkat gerekiyor. Hakim, borç ertelemesi olsun mu diye karar almadı; iflas kanunu bunu otomatik olarak öngörüyordu. Hakim 600 milyon Doları vergi mükelleflerinden sağlamadı; kanun kendilerine borç ödemelerinde otomatik birinci öncelik tanıyarak özel kredi müesseselerini olaya çekiyordu. Macy’nin yeniden yapılanma planını hakim kendi yapmadı; Macy’nin değişik kademelerdeki yönetim makamlarına mahkemenin memurlarını da atamadı. Hakimin tek yaptığı planın hazırlanmasının kanuna uygun olarak yürümesini denetlemekti.
Eğer borçlu bir hükümet iflasa giderse, bunun tam tersine, IMF hem iflas hakiminin, hem kredi verenin, hem danışmanın ve planlamacının toplu rolünü kapalı kapılar ardında oynar. Müflis hükümetler para piyasasına başvurarak yeni borç arayamaz; çünkü borç verenlere ödeme önceliği tanıyan bir sistem yoktur. Hükümetlerin borç ödemesi bir kanunun amir hükmü gereği ertelenmez. Belki kısmi bir erteleme olur (diğer devletlere borçlar ödenmez); o da ancak uzun süre bekledikten ve IMF yeşil ışık yaktıktan sonradır. Birçok ülke için IMF personeli değişim planını yazar ve imzalanmak üzere o hükümetin memurlarına uzatır. Bazan güçlü hükümetler buna karşı koyar. Ama hiçbir hükümetin kendi planını IMF icra kuruluna sunma hakkı yoktur. Sadece IMF memurları kurula program taslakları sunabilir.
IMF’in tekel konumu, bütün çok korunmuş ve şımartılmış bürokrasilerde gördüğümüz sonuçları yansıtmaktadır. Programları rutinleşmiştir, yaratıcı ruhtan yoksundur, ve genellikle yapılabileceklerden çok fazla şey ister. Son on yılın en büyük ve başarılı istikrar programları, Arjantin’de, Bolivya’da Estonya’da, İsrail’de, Meksika’da ya da Polonya’da olsun, hep IMF’in itirazlarına rağmen o ülkelerin plancılarınca tasarlanmış programlardır (yine de IMF daha sonra bu planlar üzerinde hak iddia etmiştir).
Daha küçük ve daha fakir birçok ülkede istikrar programları IMF tarafından planlanmış, ve uygulamaya konulmuş; pek başarılı da olamamışlardır. Afrika’daki başarısızlık rekoru ayyuka çıkmıştır. Yugoslavya’nın finans barut fıçısı 1980′lerin sonunda rezil bir IMF tavsiyesi yüzünden tutuşmuş, 1990′lardan beri de IMF eski komünist blok ülkelerinde birçok fırsatı harcamış, bu ülkelerin birçoğunda hayat standardının ciddi düşüşüne ve gereksiz finans istikrarsızlığına yolaçmıştır.
IMF’in başarısızlıkları genellikle aynı planı izler. IMF bir anti enflasyon programının parçası olarak döviz konvertibilitesinde sabit kur uygulamasına karşıdır; oysa sabit kur yukarıda bahsedilen başarılı programların hepsinde vardı. IMF hemen herzaman kendi parasını korumak için yeni borçların verilmesine engel olmuştur. Macy yeni krediler bulmak için üç hafta bekledi; Rusya ise bir yıldan fazla beklemek zorunda kaldı.
IMF borç ertelemesiyle pek ilgilenmez; böylece ülkeler iflastan önce borçlarını derhal ödemeleri için baskı altında kalırlar. IMF borçların yeniden düzenlemesi ile de pek ilgilenmez; tefeciler başkalarının zaaflarını sömürmek için cirit atarken kenarda durur. Ve yine IMF para ve maliye sisteminde kurumsal reform konusuna da çok az ilgi gösterir. Şüphesiz, teknik danışman heyetleri gönderir, ama merkez bankası bağımsızlığına ya da hazine borçları için finans piyasasının harekete geçmesine çok az önem verir.
IMF’nin herhangi ciddi bir düzenlemesi kendi tekel konumuna da son vermelidir. Yeniden yapılanma altındaki ülkelerin, IMF kontrolündeki vergi mükelleflerinin paraları yerine özel piyasalardan yeni kredi bulabilmesi için 11. Madde (2) tipi uygulamalara ihtiyacımız var. Sadece, bu şartlar altında alınan kredilere devlet borç ödemelerinde öncelik tanıyacaksınız.
Aynı şekilde düzeltilmiş bir IMF, icra programının uygulanmasına nezaret etmeli, ama tıpkı bir iflas hakimi gibi temelde ilgili tarafları biraraya getirerek kanunlara uygun bir programda anlaşmalarını sağlamalı, reformların uygulanması için teknik uzmanlık tekeli olmaktan vazgeçmelidir. Bu uzmanlık konusunda bir dünya piyasası oluşmuş olup, içinde yatırım bankaları, danışmanlık şirketleri, muhasebe şirketleri, vb. vardır. Bırakın bütün bu uzmanlar, IMF personeli de dahil, serbest piyasada yarışsın.
Son olarak IMF’in gizliliği de bitmelidir. Hazırladığı bütün dokümanlar ve her politika önerisi “gizli” damgası altındadır ve 1946′dan beri bu belgelerin bir teki bile gizlilik kapsamından çıkmamıştır. Demokrat Massachusetts temsilcisi Barney Frank IMF belgelerinin açıklanması için uğraşmakta ve IMF’e yeni ABD fon akışının açık IMF politikasına bağlanmasını istemektedir. IMF yönetimi bazı belgelerin açıklanması için ilk adımları atmayı kabul etmiştir; fonun tersyüz edilmesi içinse daha çok çaba gerekmektedir.
Bu yazı 21 Temmuz 1994′te Wall Street Journal’da yayınlandı. Jeffrey Sachs, Harvard Uluslararası Gelişme Enstitüsü başkanıdır.
Kaynak: Hoover Institution Public Policy Inquiry: International Monetary Fund http://www.imfsite.org/reform/sachs2.html
Aynı zamanda IMF ve Dünya Bankası danışmanı da olan Jeffrey Sachs IMF’in Tayland ve Endonezya’da uyguladığı politikaları şiddetle eleştirmiş; bu politikaların yanlış teşhislere dayandığını ve basit finans sorunlarını tam bir ekonomik krize dönüştüreceğini söylemiştir.
Kaynak: Feature – The Corporate Planet – IMF Snares South Korea http://www.igc.org/trac/feature/planet/casino_korea.html


