YDH KADÜK KALDI, ANCAK FİKRİ İKTİDARDA
Hatırlayacaksınız; 1980 darbesi sonrasında milliyetçilerin hayıflanarak sık sık söyleyegeldikleri bir söz vardı; Biz hapisteyiz, fikrimiz ise iktidarda. Bu vecize, bugünlerde YDH’yı akla getiriyor.
Yeni demokrasi hareketi; 6-7 yıl önce, siyaset sahnemizde yeraldı ve çok geçmeden dağılıverdi. Neden böyle bir siyasal hareketi oluşturduklarına dair öne sürdükleri sebepler ortadan kalkmamışken, onlar siyasetten çekildiler. Daha doğrusu, kadrosunun ekseriyeti süratle dağılıverdi. Hareketin fikir babası, sanırım Hüseyin Ergün idi, bilahare bu hareketi Barış partisine kattı ve böylece son tortuları da silinip son buldu.
YDH; oldukça büyük iddialarla ortaya çıkmıştı. Bu hareketteki insanlar fikirlerinin doğruluğuna yüksek bir özgüven duyuyorlardı.
Kamuoyunun yakından tanıdığı, genellikle belli bir oranda saygınlığı olan ve fakat o güne kadarki siyasal partilerde yeralmamış pekçok akademisyen, sanayici, ekonomist, gazeteci bu harekete omuz vermiş idi.
Bunlardan bir kısmı yurtdışında olup, faal olarak değil de, destek mahiyetinde harekete katıldığını bildirenlerdi. Bunlardan biri de; Dünya Bankası fakirliğin azaltılması ve ekonomik idaresi’ nden sorumlu başkan yardımcısı Kemal Derviş idi.
Doğrusu Kemal Derviş isminin siyasal ve entellektüel gündemimize bu katılım dışında girdiğini de hatırlamıyorum. Tabii akademik çalışmalar ayrı mütalaa edilmeli. Şüphesiz bunda, bizim ülkemizde mevcut, kısır ve bilgiye az atıf yapan tartışma gündem ve düzeyimizin rolü de oldukça yüksek olsa gerek.
Şimdi, bir kenarlarda, kollarını göğsüne kavuşturarak şöyle mırıldananlar sanırım vardır ya da olacaktır: YDH iç dinamiklerle oluşmadı. K. Derviş te ‘ithal ikame’dir. Akıbet yine aynı olacaktır.
Bu argümanların doğruluk payını ayrıca tartışabiliriz. Fakat şunu söylememek imkansız. Bu ifade tarzı genellikle partizan bir CHP’linin, ya da FP’ linin, ya da DYP’ linin, ya da diğer bir partilinindir. Bu partilerin politikalarını akılsızca savunan partizanlara şunu söylemek lazım: Sanki sizin partileriniz iç dinamikleri ifade ediyor, sanki sizin partileriniz milletin sinesini ifade ediyor, sanki sizin partilerinizde sadra şifa bir ekonomi-politik görüş var, sanki bağımsız Türkiye Cumhuriyetimizi, manda idaresi görüntüsüne sokacak bu fotoğrafta sizin katkınız yok. Utanılacak bir tablo var evet, ortada. Ancak yolları siz hepiniz, beraberce döşediniz.
İktisat bilimi doğrusu uzmanlarının alanı. Bugünkü şartlarda kamu maliyesinin dış finansal destekler olmadan sürdürülebilmesi herhalde mümkün değil. Sorun büyük ölçüde; dışarıdan alınan mali kaynakların içeride nasıl kullanıldığında. Burada karşımıza akıl almaz bir talan, yolsuzluk ekonomisi çıkıyor. Ve bu milli birlik-beraberlik, ya da resmi ideoloji nutukları altında, rejim elden gidiyor tehditleri altında, ya da algülüm-vergülüm yandaşlarının kapitalizmi olarak, iktidara biz müslümanlar gelemedik biraz da biz nimetlenelim soytarılığı ile, vs. vs. gerçekleşiyor. Bu haliyle siyasal ve ekonomik düzenimiz insanlarımızın maddi ve ahlaki yapısını çökertiyor, evlatlarımızın geleceğinden çalıyor, milli değerlerimiz altüst oluyor. Ve bilahare milli güvenliğimizi tehdit edici gelişmelerin gelebileceğini uyarıyor.
Bence esası artık yakalamalıyız.


